İtalyan markanın en özel modelleri

Alfa Romeo; tasarımlarla göze hitap eden ve ayrıca performansa yönelik olan bu üretim yeteneğini, rekabet ve yarış otomobilleri geliştirme şirketi olan Auto-Delta’yı 1964 yılında satın alarak perçinledi. Şirket, daha önce Alfa Romeo Portello fabrikasında çalışan mühendis Carlo Chiti liderliğinde ve Autodelta adıyla, Alfa Romeo’nun 1950’lerdeki yarış başarılarını yeniden canlandırmak üzere harekete geçti.

Alfa Romeo Başkanı Giuseppe Luraghi, Autodelta ekibinden dünya şampiyonasından çeşitli zaman yarışlarına kadar her alanda başarılı olacak ve medyanın da ilgisini çekecek bir yarış otomobili tasarlamalarını istedi ve 33 projesi için düğmeye basıldı. Autodelta 1960’ların ortalarında, Balocco test pistine daha yakın olan Settimo Milanese’deki Alfa Romeo tesisine taşındı. Alfa Romeo tarafından tasarlanan ilk Tipo 33 , 1965’te Autodelta atölyelerine geldi. Şasi; dahili entegre yakıt depolarına ve alüminyum alaşım asimetrik ‘H’ şeklinde boru tipi bir yapıya sahipti. Bu yapısı da magnezyum ön panel, ön süspansiyon, radyatörler, direksiyon ve pedallar için gerekli desteği sağlıyordu. Motor ve şanzıman, arka aksın önüne uzunlamasına konumlandırıldı. Ağırlığı 600 kg ile sınırlandırmak üzere üst gövde fiberden yapıldı ve bu hafif yapı, Alfa Romeo’nun yarış dünyasında bir kez daha gizli silahı oldu.

“1975 ve 1977 Dünya Markalar Şampiyonası zaferleri”

Tipo 33’ün yarışa hazır hale gelmesi iki yıl sürdü ve ilk testler için Alfa TZ2’nin 1.570 cc hacimli 4 silindirli motoru kullanıldı. Bununla birlikte eşzamanlı olarak V8 silindirli, iki litre hacimli ve 230 beygir gücünde yeni bir motor geliştirildi. Hava emiş noktası, takla barının üzerinde yer aldığı için yarışan ilk 33’lere ‘Periskop-Periscopica’ lakabı verildi. Titiz bir hazırlık süresinin ardından Tipo 33, 12 Mart 1967 tarihinde motorsporları dünyasına Autodelta’nın test pilotu Teodoro Zeccoli ile giriş yaptı. Tipo 33, 1975 ve 1977 Dünya Markalar Şampiyonası da dahil olmak üzere birçok zafer kazanarak adını tarihe yazdırdı.

1968 Alfa Romeo Carabo

Alfa Romeo, 33 modelini çok az sayıda özel kullanıcı için üretmeye karar verdiğinde, aracın sportif karakterini yollara taşıyan yeni bir görünüme kavuşması için Franco Scaglione görevlendirildi. Floransalı eski bir aristokrat ailenin çocuğu olarak doğan Scaglione, orduya katılana dek havacılık mühendisliği okudu ve Libya cephesine katılarak Tobruk’ta esir alınmıştı. 1946 sonlarında İtalya’ya dönmesinin ardından bir otomobil tasarımcısı olmak istedi. Önce Pinin Farina, ardından Bertone ile ve daha sonra da serbest çalışmalarda bulundu. Ardından Scaglione, tüm teknik uzmanlığını ve yaratıcı cesaretini 33 Stradale’in tasarımına aktararak, ortaya yenilikçi aerodinamik tasarım ile işlevselliği aynı potada eriten bir başyapıt çıktı.

“33 Stradale”

33 Stradale’in motor kaputu, mekanik bileşenlere erişimi kolaylaştırmak üzere tamamen açılır nitelikte dizayn edildi. Yol tipi bir spor otomobilde ilk olan ‘elytra’ tipi kapılar, yerden bir metreden daha alçak olan otomobile binmeyi kolaylaştırıyordu. Yarış versiyonundan farklı olarak dingil mesafesi 10 cm uzatıldı ve alüminyum yerine çelik iskelet kullanıldı. Motor; endirekt mekanik enjeksiyon, kuru karter yağlama ve tamamı alüminyum – magnezyum alaşım bileşenler dahil, Tipo 33 ile benzer yapıda oluşturuldu. Modern ve gelişkin yapıdaki motor; silindir başına iki supap, çift buji ve üstten çift eksantrik mile sahipti. 230 HP güç üreterek hafif gövdeye sahip otomobili sadece 5,5 saniye 0’dan 100 km/s hıza ulaştıran motor, 260 km/s maksimum hıza da imkan tanıyordu.

1976 Alfa Romeo Navajo

DEĞER BİÇİLEMEYEN OTOMOBİLLER

33 Stradale, resmi olarak 1967 Torino Otomobil Fuarı’nda lanse edilmeden birkaç hafta önce, otomobil tutkunu ve bu alanda yetkin bir kitleye tanıtıldı. Tanıtım, 10 Eylül 1967 tarihinde Formula 1 Dünya Pilotlar Şampiyonası’nın dokuzuncu ayağı olan İtalyan Grand Prix’i Monza’da düzenlendi. Bu GP, Jim Clark’ın Jack Brabham’a karşı destansı dönüşü ve şimdiye kadarki en güzel spor otomobillerden birinin ön gösterimiyle tarihe geçti. Otomobil aynı yıl, 10 milyon İtalyan lireti ile piyasadaki en yüksek fiyatlı spor otomobil unvanını aldı; prestijli rakipleri ise 6-7 milyon lirete satışa sunuluyordu. 33 Stradale, Scaglione karoseri ile sadece 12 adet üretildi. Bugün teorik olarak paha biçilemeyen bu otomobili alanlar için “hayatlarının yatırımını yaptı” ifadeleri kullanıldı.

Uzay gemisi temalı otomobiller

33 Stradale, ‘antropomorfik -insansı- otomobil’ tasarımının zirvesini temsil ederken Alfa Romeo, diğer taraftan ‘geleceğin otomobili’ üzerine konsept çalışmalarını da sürdürmeye devam etti. Bununla birlikte ilk olarak uzay gemisi temalı ‘geleceğin otomobili’ fikri, 1950’lerde karoser üreticisi Touring işbirliğiyle ve ileri seviye aerodinamik çalışmalarıyla tasarlanan otomobil ‘Disco Volante (Flying Saucer)’ ile başladı. Söz konusu Alfa Romeo Spider modelinde, son derece aerodinamik bir gövde ve lastikleri kapatan gövdeyle bütünleşik çamurluklar kullanıldı. 1968 Paris Otomobil Fuarı’nda ise bu radikal fikrin evrimini temsil eden bir ‘rüya otomobil’ tanıtıldı. Carabo adındaki bu otomobil, Bertone tasarım şirketi için 30 yaşındaki Marcello Gandini tarafından tasarlandı.

1967 Alfa Romeo 33 Stradale

“İdeal Modern” Otomobil: Montreal

Kanada Montreal Uluslararası ve Evrensel Fuarı, 1967 yılında tüm dünyadan ülkelerin en iyi teknik ve bilimsel başarılarının sergilenmesine ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda Alfa Romeo’dan, fuar için ‘modern insanın en iyi otomobillere olan arzusunu’ temsil eden teknolojik bir sembol yaratması istendi. Harekete geçen Alfa Romeo tasarımcıları Satta Puliga ve Busso, karoser ve iç mekanı tasarlamak üzere Gandini’yi görevlendiren Bertone’dan destek aldı ve Montreal üretildi. Sonuç çok ses getirdi ve çok başarılıydı; Montreal Kuzey Amerikalı ziyaretçiler tarafından takdirle karşılandı. Gelen bu olumlu tepkiler üzerine 1970 yılında Cenevre Otomobil Fuarı için standart bir versiyon geliştirildi. Orijinal konseptin aksine yeni Montreal, Tipo 33’teki V8 motorla donatıldı. Hacmi 2,6 litreye artırılan motorun gücü 200 HP ile sınırlandırıldı. Modelde yeşilden gümüşe ve altından turuncuya pastel ve metalik renk çeşitliliği kullanıldı. Bu kromatik renk keşfi; sonraki modellerde de kullanılan bir Alfa Romeo geleneği haline geldi. Red Villa d’Este, Ochre GT Junior ve Montreal Green olmak üzere bugün de kullanılan bu renkler, markanın 110 yıllık geçmişinden ilham alıyor ve çok özel modellerde kullanıma devam ediliyor.

1970 Alfa Romeo Montreal

Dünya İtalya Kanada Libya otomobil Paris söz Tasarım Torino uzay

Kaynak :sozcu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir